Kamu-Sen Başkanı Metin Atan, Aygün köyünde Saliha Özkol’un hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan kadın cinayetinin ardından yazılı bir açıklama yaparak hükümete ve ilgili devlet mekanizmalarına sert eleştiriler yöneltti. Hayatını kaybeden Özkol için rahmet ve kederli ailesine başsağlığı dileyen Atan, her yeni cinayetin mevcut takip ve denetim ağındaki derin çatlakları açığa çıkardığını vurguladı.
“Bu kaçıncı kadın cinayeti? Bu kaçıncı şiddet vakası? Daha kaç kadının yaşamını kaybetmesi gerekiyor ki bu ülkede kadınların güvenliği gerçek anlamda bir devlet politikası haline gelsin?” diye soran Atan, aksaklıkların ancak bir sonraki facia kapıyı çalmadan giderilmesi halinde anlam taşıyacağını kaydetti. Atan, koruma ve denetim mekanizmalarının yalnızca mevzuatta ve kâğıt üzerinde kalmayıp sahada ivedilikle işlemesi gerektiğini ifade etti.
“Devletin Görevi Sadece Faili Yakalamak Değildir”
Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde devletin birincil ve doğrudan mesuliyeti bulunduğunu hatırlatan Metin Atan, önleyici tedbirlerin gecikmeden alınması gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Atılması gereken adımlar bir kadın yaşamını yitirdikten sonra başlamamalıdır. Devletin görevi cinayetin ardından yalnızca faili yakalamaktan ibaret değildir. Asıl kurumsal sorumluluk; bir kadının yaşamı elinden alınmadan önce mevcut şiddet ve tehdit riskini zamanında görmek, gerekli emniyet tedbirlerini hayata geçirmek ve koruma kalkanını eksiksiz uygulamaktır.”
“Kurumlar Arası İletişimsizlik Sorgulanmalı”
Hükümetin mevcut yasal mevzuatın arkasına sığınamayacağını, sahadaki pratik eksikliklerin üzerine gitmesi gerektiğini belirten Atan, kurumlar arasındaki koordinasyonsuzluğa dikkat çekti. Risk analizlerinin nasıl yapıldığının ve bilgi akışının neden tıkandığının şeffaflıkla sorgulanmasını isteyen Kamu-Sen Başkanı; polis, yargı ve sosyal hizmetler gibi birimler arasında bağlayıcı, hızlı ve sonuç odaklı bir entegrasyon sağlanmadığı müddetçe caydırıcılıktan bahsedilemeyeceğini kaydetti.
Açıklamasını hükümete acil eylem çağrısıyla noktalayan Atan, “Kadınların yaşam hakkı istatistikten ibaret değildir. Yitirdiğimiz her can, devletin ve toplumun sırtına yüklenen çok ağır bir vebaldir. Hükümet artık yaşananları tribünden izlemek yerine, kadınların can güvenliğini kalıcı şekilde sağlayacak somut politikaları ivedilikle devreye sokmalıdır” dedi.
